Taş Han’ın Duvarları; 1920 yılı Sonbaharıydı.

İsmail-Çınar Taş Hanın Duvarları Bilecik Dostları
Taş Han’ın Duvarları

Temmuz ayında Bursa Yunan askerlerince işgal edilmiş, Ankara’daki Meclisin kürsüsünün üzerine milletin büyük üzüntüsünü anlatmak için siyah örtü örtülmüştü.

Yunanlıların ilerleyişini durdurmak, daha sonrada Bursa’yı işgalden kurtarmak için dağılmış olan birliklerin askerleri yeniden toplanarak cepheye sevk ediliyordu.

O dönemde Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşaydı.

Mudurnu, Göynük, Taraklı bölgelerinden toplanan askerler, Gölpazarı’ndan da toplananlarla birleştirilerek Bilecik, Yenişehir üzerinden Bursa Cephesine sevk edileceklerdi. Mudurnu, Göynük, Taraklı bölgelerinden toplanan askerler Gölpazarı’na giderken ilçe yakınlarındaki Arıcaklar köyünde mola verdiler.

Arıcaklar köyünün ağası askerleri ve başlarındaki paşayı büyük bir misafirperverlikle karşıladı.

Haber gönderdi , koyun sürüsünü askerlerin mola verdiği çeşmenin başına getirtti. Ceviz ağaçlarının gölgesinde ateşleri yaktırdı, çobana kestirdiği kısır koyunlar yanan ateşin közünde kızartıp, askerlerin karnını tıka basa doyurdu. Paşa ve yanındaki askerler, ağanın bu misafirperverliğinden çok memnun kaldılar, ağaya teşekkür ettiler.

Ağa vatanı savunmaya giden, vatan evlatlarına 3-5 koyun yedirmişiz lafımı olur dedi. Vedalaştılar, asker kafilesi akşam da yaklaştığından Gölpazarı’na doğru yola çıktılar. Askerler o gece Gölpazarı’nda Taş Handa kalacaklar, ertesi gün Bursa Cephesine doğru yola çıkacaklardı.

Gece diğer askerler uyuduğunda bir asker, iki arkadaşını da ayartarak usulca handan çıktılar, Arıcaklar köyünde koyunların açık arazide yattıkları yerde soluğu aldılar. Sürüden bir koyun çalarak bir su başında kızartıp, koyunu yedikten sonra sabaha karşı hana gidip, yataklarına sürttüler.

Sabahleyin atına atlayan ağa koyunların yanına vardığında çobanı söylenirken buldu. Ne söyleniyorsun diye çobana sorduğunda; Çoban ağam sen o kadar koyun kestirdin, yedirdin. Gece o askerlerden 3’ü geldiler, bir koyun çalıp gittiler.

Silahlıydılar, korktum, sesimi çıkaramadım dedi. Sinirlenen ağa atının terkisine çoban çocuğu da alarak Gölpazarı’na doğru sürdü atını.

Taş Han’ın önüne geldiğinde , hanın önünde paşayla karşılaştı. Paşa; Hayrola ağa bizi geçirmeye mi geldin dedi. Ağa geçirmeye de gelecektim Paşam da canımı sıkan bir şey var onun için geldim dedi.

Paşa söyle, ağam canını sıkan nedir diye sorunca; Paşam ben sizden koyun esirgemem, yolunuza sürünün tamamı kurban olsun. Gece 3 asker gelmiş, bir koyunumu çalmış. Çoban çocuk korkmuş sesini çıkaramamış. Keşke çalacaklarına isteselerdi, bir değil onlara 3 koyun verseydim dedi.

Paşa, çoban çocuğa dönerek; Evlat görsen koyunu çalanları tanır mısın dedi. Çoban çocuk korkudan titrek sesiyle , tanırım kumandanım dedi.

Sabah çorbasını içmiş, yola çıkmaya hazırlanan askerleri, Paşa Taş Han’ın duvarına dizmiş. Koyunu çalan bunlardan hangisi evlat demiş. Çoban çocuk eliyle akşam koyunları çalan askerleri göstermiş. Paşa siz üçünüz kalın, diğer askerler hana girsinler demiş. Paşanın gözlerinden kıvılcımlar saçılıyormuş.

Elini beline beylik tabancasına götürünce, ağa durumu anlamış etme paşam bir değil, sürü feda olsun, ben hata ettim, kıyma paşam demiş.

Paşa , bu durum hafife alınacak bir şey değil ağa, bu gün yediği sofraya ihanet eden, yarın vatanına ihanet eder demiş.

Ağanın yakarışlarına aldırmadan koyun çalan 3 askerin cezasını oracıkta vermiş ve askerleri infaz etmiş. (bu olaydaki paşanın kim olduğu kesin olarak bilinmese de Ali Fuat Paşa olduğu söylenir.) Bu bir alıntıdır. Bu olay Gölpazarı’nda anlatılır.

İsmail Çınar. Taş Han’ın Duvarları – Bilecik Dostları Haber