16.4 C
Bilecik
27, 7, 2021
Ana SayfaKöşe YazarlarıSiyaset İnsan Harcama Sanatı mı?

Siyaset İnsan Harcama Sanatı mı?

Bilecik Dostları Köşe Yazıları

Siyaset İnsan Harcama Sanatı mı?; Değerli dostlar, özellikle son zamanlarda yerel ve genel siyasette, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı söylem, eylem, tutum ve davranışlar zirve yapmış durumda.

Bu nahoş durum, toplumun bütün kesimlerini germekte, herkes birbirini kötülemek, suçlamak ve düşman ilan etmekte. Acilen siyasete sevgi, barış, ahlak, dürüstlük, adalet dilini hakim kılarak birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmalıyız. Siyaset kurumuyla toplumu barıştırmalıyız. Bu noktada ahlak, samimiyet, dürüstlük ve güven duygularını hakim kılmalıyız; çünkü toplumun hiçbir kesimi siyaset kurumuna, siyasetin de ne birbirine ne de topluma bir güveni var. Bu durumdan herkes sorumlu ve suçludur. Maalesef kimse bu durumu kabul etmiyor.

Sürekli karşı tarafı suçlamakta, hiç kimse öz eleştiri yapmamaktadır. Herkes dürüst insan arama derdinde ama hiç kimse kendine dönüp “Ben dürüst insan mıyım?” diye sormamaktadır. Toplumda iki kişi bir araya gelse hemen siyasete ve siyasilere güzellemeler yapmaya başlıyorlar. Ne kadar kötü ve olumsuz şeyler varsa siyasileri sorumlu tutup onları günah keçisi ilan ediyorlar. Bizim toplum olarak, bireyler olarak hiç sorumluluğumuz, suçumuz, kabahatimiz yoktur.

Çünkü bizler sütten çıkmış ak kaşığız. Oysa bizim siyasete ve siyasilere ilgimiz ve bakış açımız tamamen şahsi çıkar ve menfaat üzerine kurgulanmıştır. Siyasete gönül veren, siyaset ve siyasilerin peşinden koşanların bu sevdalarının nedeni ise tamamen duygusaldır. “Oğlanı işe sokalım, kızın tayinini yapalım, şu ihaleyi alalım, bu arazi kapatalım… vb.” Görüldüğü gibi kendimiz için bir şey istiyorsak namerdiz. Siyasi faaliyetlerde, seçim çalışmalarında siyasilerden ne koparırsak kâr mantığı ile hareket ederek bir bardak çaya tenezzül ettiğimiz müddetçe siyasilerden hizmet beklemeye hakkımız var mı acaba?

Siyasiler de seçilene yani köprüyü geçene kadar türlü şirinlikler yaparak, her türlü sözü vererek, hiçbir masraftan kaçınmadan, bütün eleştirileri büyük bir hoşgörüyle karşılıyorlar. Tabi ki seçimi kazanıp mazbatayı alana kadar… Ondan sonra da kendilerini cam fanusun içine alıp, toplumla aralarına aşılmaz duvarlar örerek seçimler süresince ve siyasi hayatlarında yapmış oldukları yatırım, harcama ve masrafları çıkarıp kâra geçerek geleceklerini garantiye alma derdine düşüyorlar. Haksızlar mı? Bunda toplum ve bireyler olarak bizlerin suçu yok mu? Siyasiler gökten zembille inmedi ya da uzaydan gelmediler. Onlar bizim aynadaki aksimiz, bizim yansımamız. Biz neysek onlar da o. Bizim içimizden çıkan yani biz olanlar. İçimizde gizlediklerimizin, sakladıklarımızın vücut bulmuş halidir siyasiler.

Tüm bu olumsuz tablodan kurtulmak elimizde ve çok basit. Öncelikle objektif bir öz eleştiri yaparak herkes kendini geliştirmelidir. Önce ahlak ve manevi değerleri yüksek, dürüst, kişilikli, eğitimli, bilgili kişileri rol model, idol olarak toplumda ve siyasette ön plana çıkarmalıyız. Etkili, bilgili, nitelikli insanları siyasette söz sahibi ederek yeni yüzler, yeni aktörler kazandırarak siyasetteki yozlaşmanın önüne geçmeliyiz. Bir Japon atasözünde denildiği gibi ; “ İyi bir usta olmak için önce ustanı geçeceksin sonra kendini geçecek bir çırak yetiştireceksin !!! “ Siyasetin ihtiyaç duyduğu ahlaklı, dürüst, samimi, nitelikli insan kaynağının devamını bu şekilde sağlamalıyız.

Siyasetin geçim kapısı değil ehil ve liyakatli kişilerle hizmet aracı olduğunu göstermeliyiz. Siyasetin; mal, mülk, şan, şöhret biriktirme yeri değil hakkıyla hizmet ederek mutlu olmanın aracı olduğunu anlamalıyız. Siyasete ceketiyle gelinip ceketiyle gidilmesi gerektiğini yaşayarak öğretip, göstermeliyiz. Siyaset özünde insan kazanma sanatıdır. Mevcut durumda insan harcama çarkına dönen; dürüst, ilkeli, bilgili, etkili, nitelikli insanları değirmen gibi öğüten sisteme dur demeliyiz. Bir masa kapan, bir köşe başı tutan bunları kaybetmemek adına her türlü entrikayı çeviren, her yolu mubah gören kişilerin tek düşünceleri ‘yeter ki birileri başkan desin, reis desin’ tüm hedefleri bundan ibaret ve bununla sınırlıdır. O yüzden yol arkadaşı olarak niteliksiz, vasıfsız, edilgen kişilikli yönetebilecekleri ve kullanabilecekleri kişileri seçiyorlar.

Kafası çalışan, ahlaklı, dürüst, samimi, aydın, vizyon sahibi, lider ruhlu, etkili, bilgili ve nitelikli kişileri kendilerine ve makamlarına rakip ve tehlikeli gördükleri için derhal harcamayı ve yok etmeyi tercih ediyorlar. Bu durum da toplumsal ve siyasal yaşamda yozlaşmaya neden oluyor. Ortaya ben merkezci, narsist (kendine aşık), enaniyetin (ben-liğin) tavan yaptığı egosu yüksek yöneticiler, hor ve hakir görülüp ötekileştirilen toplum çıkıyor. Bu güvensiz, samimiyetsiz ortamda adalet, hak, hukuk, huzur, refah, gelişme beklemek kuru söz ve hayalden öteye gidemiyor.

Saygılarımla…
İBRAHİM TORUN
Siyaset İnsan Harcama Sanatı mı?
Bilecik Dostları Haber

İbrahim TORUNhttps://www.bilecikdostlari.com/author/ibrahimtorun/
Bilecik Dostları Köşe Yazarı; Her insan ayrı bir dünya demektir. Yeni ufuklara yelken açmak, yeni dünyalar tanımak için makalelerde buluşalım.
İLGİLİ MAKALELER
spot_img

EN POPÜLER

Son Yorumlar