Osmaneli Tarih Değeri Göksu Taş Köprü; Osmaneli Göksu Taşköprü Bilecik’e bağlı Osmaneli (Lefke1) ilçesinin 5 km Km istikametinde yer almaktadır. Göksu’nun (Gallos) Sakarya (Sangarius) Nehriileri-nin birleştiği yerde ve Osmaneli-İznik yol ayrımına çok yakın mesafede bulunan köprü, şu an harap durumdadır.İznik tarafında kalan yükselme kısmı görülebilir bir durumda, gözü ise sağlamdır. Yine Göksu içerisinde de ortasında tahliye gözü bulunan köprü ayağı günümüze ulaşmıştır. Demiryollarının ve modern karayollarının kullanılmadığı dönemde İstanbul/Anadolu bağlantısını sağlayan önemli noktalardan olan Göksu Taşköprü, zamanın tahribatına dayanamayarak kullanılamaz hale gelmiştir.

Osmaneli Kültür Tarih Değeri "Göksu Taş Köprü"
Osmaneli Tarih Değeri Göksu Taş Köprü

İstanbul’un 330 yılında kurulması ile birlikte Batı Anadolu yol ağı önem kazanmış ve İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan ulaşım sistemi gelişmiştir. İstanbul, kısa zaman içerisinde Avrupa ile Anadolu’yu bağlayan bir köprü haline gelmiştir. İstanbul’u Anadolu’ya bağlaması sebebiyle, köprü ve bölgenin de jeopolitik önemi artmıştır. Yollar her medeniyetin ihtiyaç ve strejilerine göre şekillenirken; Göksu Taşköprüsü Roma’dan Osmanlı’ya hususiyetini muhafaza etmiştir. Daha önceleri Körfezin yoğun kullanılmadığı dönemlerde İçmeler Tesislerimizin bulunduğu vadi İpek Yolunun da gectiği önemli bir güzergahtı. Sonrası İznik üzerinden gelen yolun önem kazanmasıyla birlikte, İstanbul’dan Asya’ya uzanan yol ağının şüphesiz en önemli ilk noktası İznik olmuştur. Roma zamanında İzmit Körfezini dolaşarak Gölcük’ten İznik’e ulaşan ana yol; Bizans İmparatoru Justinyanus’un deniz yolu ile Helenepolis’e(Yalova) geçen yolu kullanmaya başlaması ile Dragon Vadisini takip ederek İznik’e varan yeni bir güzergâh takip etmiş ve Göksu Taşköprünün olduğu güzergah büyük önem kazanmıştır.

Osmaneli Kültür Tarih Değeri "Göksu Taş Köprü"
Bursa’ya ve oradan Ege kıyılarına; Yenişehir, İnegöl üzerinden Kütahya’ya; Mekece ve Geyve’yi geçerek Ankara’ya; Osmaneli’yi katedip Gölpazarı üzerinden Ankara’ya ve son olarak da Osmaneli ve Söğüt üzerinden Eskişehir’e ulaşmaktaydı. Bölgeyi ve dolayısıyla da köprüyü önemli hale getiren başka bir yol ise; Bursa’dan Amasya’ya giden güzergâh olup bu bölgede İstanbul’dan gelen yola bağlanmaktaydı; Bu yollardan Osmaneli üzerinden Ankara’ya giden ve “Pilgrims’Road” olarak adlandırılan Hacılar yolu ile Osmaneli-Söğüt üzerinden Eskişehir’e ulaşan “Bizans Askeri Yolu”bölgeden geçen ve hem Roma hem de Bizanslılar tarafından yoğun olarak kullanılan yollardandı. Bu yol Roma İmparatorluğunun Kudüs ve dolayısıyla Afrika , Anadolu ve Asya’ya uzanan çok önemli yol olmuştu.
Osmaneli Kültür Tarih Değeri "Göksu Taş Köprü"

Diğer taraftan Osmaneli Göksu Taşköprü’sü Osmanlılar zamanında da önemini korumuş, ticaret ve “Hac Yolu” olarak kullanılan güzergâhı belirlemeye devam etmiştir. Osmanlı döneminde adeta yeniden inşa edilmiş olan köprü yakın döneme kadar fiilen kullanılır durumdaydı.Yaklaşık 50 yıldır ise artık köprü iyice harap hale gelmiştir ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. XVII. yüzyıl ortalarında inşa edilen“Vezirhan”; Yenişehir üzerinden Eskişehir’e giden yol ağının önemini kaybetmesine ve Osmaneli tarafının tekrar önem kazanmasına vesile olmuştur.

Bu yolda İznik-Eskişehir arasında; Osmaneli ve Yenişehir üzerinden olmak üzere iki alternatif vardır. Yenişehir hattı erken dönemde daha fazla tercih edilirken XVII. yüzyılın ilk yarısında Osmaneli’den geçen yolun yerleşmesi ile birlikte daha fazla tercih edilir. olmuştur. Nitekim zaman içinde geliştirilen bu yol, 1660 yılında Osmaneli-Söğüt arasında yer alan “Vezirhan”ın Köprülü Mehmed Paşa tarafından kurulması ile birlikte önemini arttırmıştır.

Evliya Çelebi 1648 Eylül’ünde Üsküdar’dan yola çıktıktan Dil İskelesi’nden Hersek’e geçmiş ve Dragon Vadisini takiben İznik’e gelmiştir. İznik’ten ise Osmaneli’ye gelen Evliya, Göksu üzerindeki köprüden bahsetmez. Sadece Söğüt Yolu üzerine, Sakarya Nehri üzerinde ahşap bir köprü var şeklinde anlatır ve buradan Söğüt’e geçer Evliya Çelebi’nin bu güzergahı kullandığı tarih henüz Vezirhan’ın inşası öncesindedir. Bu yolun kullanılması yukarıda da zikredildiği gibi artık bu güzergahın çalıştığının göstergesidir. Nitekim Vezirhan-Söğüt arasında Osmanlı Yolu’na ait kalıntılar, çalışmalarımız ile ortaya çıkarılmış ve litaratüre kazandırılmıştır.
Köprünün Ulaşım Ağındaki Yeri

Göksu Taşköprüsü’nün bölge ulaşımı içerisindeki yeri nedir? Bu soruyu cevaplarken, köprünün yapılış tarihi ya da hangi dönem ait olduğu önem kazanmaktadır. Ancak elimizdeki veriler bu köprünün yapılış tarihini belirlemeye imkan vermediği gibi ait olduğu dönem de tartışmalıdır. Tunç Hoca eserinde köprünün sivri kemerli olduğunu anlatmaktadır. Ancak yıkılan kemerlerin hangi formda olduğunu söylemek mümkün değildir. Ayakta kalan tek göz yassı kemer formundadır. Yine de tahrip olan kemerlerin sivri kemer formunda olduğu kabul edilse bile, köprünün Türk hakimiyeti öncesi inşa edildiği fakat geçirdiği tamiratlar olmuştur. Osmanlı döneminde adeta yeniden inşa edilmesi ile Türk mimari formundan bir takım eklemeler yapıldığını söylenebilir. Köprü inşaat tekniği bakımından yaklaşık 3km doğusunda Sakarya üzerinde üzerinde kalıntıları bulunan Roma Köprüsünden oldukça farklıdır.

Bu köprüde büyük blok taşlar kullanılırken, Göksu Köprüsünde ise harç ve işlenmemiş küçük taşlardan iskelet oluşturul-muş ve kesme taşlarla kaplama yapılmıştır. Göksu Köprüsü bu yönü ile Gölpazarı ilçesine bağlı, Küçük Yenice Köyü’nün 500 m güneyinde, Sakarya Nehri üzerinde yer alan köprü ile daha fazla benzerlik taşımaktadır.

Tunç Hoca , köprü ile ilgili olarak “Taşköprü” ifadesini kullanır. Köprünün sekiz gözden meydana gelen Osmanlı Devri eseri olduğunu, sivri kemer formunda, kesme taşlarla yapıldığını ve kemerlerin tempan duvarına göre içerlikli olduğunu yazar. Korkuluklarının yıkıldığını ve köprünün iki taraftan giriş kısımlarının ayakta olduğunu, orta kısımlarının ise harap olduğunu ifade eder

Ancak yazarın kitabındaki diğer köprülere dair verilere bakıldığında,resim kullanımı, ölçülendirme gibi hususların bu köprüde yer almadığı görülmektedir. Buradan hareketle bu köprü ile ilgili bilgilerin yazar tarafından görülmeden yazılmadığı iddia edilebilir. Tunç bir takım mimari özelliklerden hareketle, bu köprünün Osmanlı Devrine ait olduğunu iddia ederken; buna gerekçe olarak da köprüde var olan tahliye gözleri ile eğimli yapının Roma ve Bizans köprülerinde kullanılmadığını, köprüde sivri kemer formunun kullanıldığını ve kemerlerin tampan duvarına nazaran içeride olmasını öne sürer.

Fakat burada verilen hükümlerin Roma Devri köprüleri incelendiğinde kesin doğruları içermediği görülür. Roma ve Avrupa’nın başka noktalarında bulunan Roma mimarisi ile inşa edilen köprüler de tahliye gözlerinin sıklıkla kullanıldığına şahit olmaktayız. Yine nadiren de olsa tempan kemerine içerikli form San Angelo(Roma-Tiber Üstünde) köprüsü örneğinde olduğu gibi görülebilmektedir.

Diğer taraftan köprülerde kullanılan orta kısmın yüksek olduğu eğimli yapı dasıklıkla olmasa da Roma köprülerinde karşımıza çıkmaktadır. Köprünün dönemlendirmesine dair; Cevdet Çulpan, Tunç veİlter’in eserlerini kapsayan Türk Taş Köprüleri kitabında, bu köprüyü Türk Dönemi yapıları içine almamıştır. Anadolu ve Trakya’da Roma ve Doğu Roma Devri Taş Köprüler bölümünde bu köprüden İznik’in doğusundaki“Pithekos Köprüsü” şeklinde bahsedilmekte ve “Gökçesu=Gallos” üzerindeolduğu ifade edilmektedir

Köprü ile ilgili kaynaklarda Haçlıların geçişi dolayısı ile bir takım bilgiler yer almaktadır. 1. Haçlı Seferinde, İznik’i alan Haçlılar, Eskişehir üzerinden Antakya’ya doğru bir rotayı takip etmeye karar vermişlerdir. İznik’ten sonra bir köprü yanında toplandıkları ve bu esnada iki gün burada konakladıkları kaynaklarda geçmektedir. Bu köprünün kesin olarak neresi olduğu bilinmemekle birlikte, çalışmamıza konu olan Göksu Taşköprüsü olduğuna dair bir takım yorumlar bulunmaktadır. Anna Comnena bu köprüyü“Pithecas” üzerinde diye anlatır.

Anna’nın bu tespiti üzerinden Pithekas’ınneresi olduğuna dair tartışmalar devam eder gider. Nitekim; Ramsey de Pithecas’ın Gallos (Göksu) üzerindeki köprü olabileceğini ifade etmektedir. Runciman, Haçlıların İznik sonrası toplandıkları yeri, köprü yanında bugünkü Selcik adını taşıyan köyde( şeklinde tarif etmektedir). Paul Linder de köprünün Osmaneli’de olduğundan bahisle Selçik Köyü sınırları içinde yer alan Karabağlar ve Camaltı alanları o gün için yerleşim yeri konumundaki alanda) olma olasılığı cok daha kuvvetli olduğunu ifade etmektedir. Kalıntılar bunu göstermektedir.

Dunun burada ikiye bölündüğünü ve arkadan giden ordunun diğerine yetişmek için daha kısa yolu takipederek Söğüt üzerinden gitmiş olmasının üzerinde durmaktadır. Köprü ile ilgili Bilecik İl Kültür Müdürlüğü tarafından hazırlanan envanterde ayrıntılı bilgi olmayıp Bilecik geneli kültür varlıkları listesinde görüleceği üzere ikisi Sakarya üzerinde ve sonuncusu da Göksu Taş köprüsü olmak üzere 4 km²’lik alanda üç köprü kalıntısı yer almaktadır. Buna İçmeler civarında artık kalıntıları neredeyse sıfırlanmış olan köprüyü de dahil ettiğimizde 4 adet köprünün varlığından söz edilmelidir. Yine Gözetleme Kulelerinin altında Göksu Nehri üzerinde yok olmakta olan köprüyü de unutmamak gerekir. Kısaca Osmaneli’de anılan bölgede 5 km lik alanda köprü sayısı 5 olmaktadır.

O dönemdeki haritalardan da anlaşılacağı üzere bölge İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan çok önemli bir geçiş noktasıdır. Bölgedeki araştırmalardan edinilen kanaat, ilk olarak Karabağlar mevkiinde Sakarya üzerinde yer alan köprünün yapıldığıdır. Bu köprü ile hem Ankara, hem de Eskişehir geçişi sağlanmıştır. Muhtemelen Osmaneli’nin önemli bir şehir olması nedeniyle Göksu Taşköprüsün, Taşkesen mevkiindeki Roma köprülerinin burada inşa edildiği bilinmektedir. Bu arada geçmişte Osmaneli hakkında yorum yaparken sadece bugünkü Osmaneli’nin bulunduğu yerleşim alanını dikkate alarak değil; çevresinde yer alan ve bazıları bugün kaybolmuş yerleşim alanlarını da düşünmek gerekir.

Görüldüğü gibi Osmaneli ( eski isimleri; Melagina, Leukae, Lefkos, Lefke ve Pefka, Justianopolis vb) yolların geçiş noktasında yer almaktadır. Ordu yolu, Haç Yolları, İpek Yolu, Sufi Yolu vb yollarla Osmaneli Anadolu, Asya, Afrika, Avrupa ya uzanan yollarında geçiş noktasıydı. Sakarya’nın içinden geçtiği, Göynük, Karasu ve Göksu nehirlerinin Osmaneli sınırları içinde Sakrya ile birleştiği Osmaneli bir çok önemli Köprü’ye sahiptir. Romalılar dönemi öncesinden gelen ve Osmanlılar döneminde yeniden inşa edilen Göksu Taşköprü Osmaneli’nin önemli bir değeri olarak varlığını devam ettirmektedir. Osmaneli Köprüleri özellikle incelenmesi gereken çok değerli tarihi ve kültürel varlıklarımızdır.

Kaynaklar:Doc Dr Refik Arıkan,,Öğretim Üyesi Halim Demiryürek,
Prof Dr Azmi Özcan . Osmaneli Göksu Taş Köprüsü (The Bridge on the Gallos Near Lefke, Turkey)

Osmaneli Tarih Değeri Göksu Taş Köprü – Bilecik Dostları Haber