İçimdeki Huzuru Veren Kar Taneleri; Kış geldi, kar yağdı. Yağan kar ağaçların üzerinde muhteşem güzellikteydi. Doğanın bizlere bahşettiği bu güzel ağaçların ve ormanların kesilmesi insanlığın aldığı oksijene darbe vururken, her mevsimin güzelliğinde çıkan manzaraları bize sunan göz zevkimize de zarar veriyordu.

Gelişen teknolojinin bizlere sunduğu cep telefonlarında ağaçlara düşen kar tanelerinin en güzel fotoğraflarını çekiyorduk. Bize en güzel kar yağışının mutluluğunu ağaçlar ve lapa lapa yağan kar tanelerinin ağaç dalların da buluşması sunuyordu.

Gecenin sokak lambalarından yansıyan sarı ışıkları arasında, yağan karın renkleri fotoğraflara ışıl ışıl yansıyordu. Işıltıların yansıması öylesine coşku ve heyecan vericiydi ki, içimizdeki mutluluğu tarif etmek için kelimeler bile yetmiyordu.

Akşam karanlığına düşen bu kar tanelerinin doldurduğu sokaklara pencereden bakıyordum. Henüz bir canlının ayak izleri bile olmadığı vakitlerde o safça duruluğu büyüleyiciydi. Muhteşem duruluğun içinde sanki içimde ki kötü duygular bile yok oluyordu. Sakin bir huzur çöküyordu benliğime, sürekli karmaşık düşüncelerle boğuştuğum her şey bir bir zihnimden yok oluyordu.

Sokaklarda düzgün bir çarşaf gibi serilmiş kar tanelerine, ilk ayak izleri soğuktan barınmak için veya yiyecek aramak için saklandıkları yerlerden çıkan kedilerin ayak izleriydi. Ayak izlerini hep görüyorduk ama kendilerini hiç ortalıklarda göremiyordum. Çünkü soğuğun titretici etkisinden onlarda hızla bir hayalet gibi kaybolup gidiyorlardı.

Vakit epeyce ilerlemişti. Evlerde önceleri pencerelerden yada balkonlardan kar yağışını izleyen insanlar yavaş yavaş sokağa çıkmaya başlayacaklardı. O bembeyaz çarşaf örtüsü gibi serilmiş kar taneleri bir anda bozulan yatağımız gibi darmadağınık olmaya başlayacaktı.

Bu içimde büyük bir kaygı ve endişeye neden oluyordu. ilk anda hissettiğim huzuru benden alıp götürecekti.

Müstakil ahşap olan evimin sokağa açılan kapısını araladım ve soğuk havanın bedenime vurması ile birlikte derin bir oksijeni içime çekerek, altı basamak olan merdivende duran bembeyaz kar görüntüsüne derin derin bakarken çocukluk yıllarıma doğru kendimi bir hayalin içinde buldum.

Hayal işte, çocukluğumda babamla birlikte hiç kardan adam yapma fırsatım olmadı, onu daha üç yaşıma geldiğimde toprağa vermiştik. Çocukluğumu sokak aralarında kalabalık olarak yaşadım.

Kar sevincini en çok yaşadığımız bir çocukluk dönemleri idi. Tahta kızaklara balık sırtını vurduk mu? Yüksek tepelerden adeta uçarcasına, kızağın bizi götürebildiği en uç noktalara kadar kayardık. Kaydığımız yerin çok uzun olması ve hiç bitmemesi hisleriyle kızağın keyfini çıkartırdık.

En çok canımı yakanda bazı yerlerde karların üzerine sobalardan çıkan külleri atarak çocukların gürültüsünden kurtulmak isteyenlerdi. O küllerin etkisiyle eriyen karların olduğu yerden kızaklarla geçerken, adeta otomobilin ani firen sıkması gibi kendini kasan kızaklarla düşüp yuvarlanarak yaralanırdık. Hatta hiç unutmam bir keresinde böyle bir anda kızağım paramparça olmuştu. İşte benim çocukluğumun en son kızak macerası öyle son buldu. Bir daha yeni kızağım olmadı. İçimdeki Huzuru Veren Kar TaneleriBilecik Dostları Haber

Yazan Ümit Bayır