33.4 C
Bilecik
30, 7, 2021

Erfana

Erfana; kültürümüzün unutulmaya yüz tutmuş adet ve geleneklerinden biridir. Günümüzde biraz şekilde değiştirse benim doğup, büyüdüğüm Gölpazarı İlçemizin Karaahmetler Köyünde sürdürülmeye çalışılıyor.

1970 li yılların sonuna kadar köylerimizde elektrik yoktu. O yıllarda yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan tek kanallı siyah-beyaz televizyon yayınını seyretme imkanı da yoktu. O yıllarda kış aylarında çok kar yağardı. Kar bir yağdı mı haftalarca kalkmazdı. Saçaklardan sarkan buzların boyu 2 metreyi bulurdu.

Köylerde o karlı kış günlerinde yapılacak fazla işte olmadığından yakın köyler birbirlerine guruplar halinde misafirliğe gider, bu misafirlik en az bir hafta sürerdi. Benim köyüm Karaahmetler Köyünün böyle yakın ilişkiler içerisinde olduğu köyler; Cansızlar Köyü, Kavak Köyü, Dereli Köyü ve Taraklı İlçesinin Pirler Köyüydü.

Gelen misafirler hep aynı hanede misafir kalmazlar, her akşam başka bir haneye misafir olurlardı. Kadınlar evde kalırlar. Gelen misafir erkeklerle, köyün erkekleri sabah çorbasından sonra tüfeklerini sırtına alır,av köpeklerini de arkalarına alarak tavşan avı için arazinin yolunu tutarlardı.

Karla kaplı dağlarda, tarlalarda tavşan iziyle karşılaşıldığında, av köpekleri bu ize bırakılırlardı. İzlerinden tavşanın kokusunu alan av köpekleri tavşanın izini takip ederek, tavşanı yattığı yerden fırlatırlardı. Tavşanlar hep belirledikleri güzergahta gidip, gelirler. Tavşanların bu gidiş, geliş güzergahlarını bilen avcılar bu güzergahlarda pusu kurarak tavşanların üzerlerine gelmesini beklerler.

Hiç şaşmaz köpeklerin önünde telaşla koşan tavşan avcının karşısına hoplar, avcıda tüfeğini ateşleyerek tavşanı vurur. Bu tavşan avı akşama kadar sürer. Akşam olunca o gün avda vurulan tavşanların derileri yüzülerek kadınlara teslim edilir.

Kadınlar tavşan etlerindeki saçmaları temizler, tavşan etlerini suya yatırırlar. Bir gece suda bekletilen tavşan etleri, kanlarından iyice temizlenir, yumuşar.

Ertesi gün kadınların bazıları etleri pişirip, tavşan etli bulgur pilavı yapar, bazı kadınlar da elleriyle yufkalar açarak, pilavın yanında yemek için yufkaları saçta pişirirler. Bulgur pilavı o kadar fazla etli yapılır ki, her kaşığa mutlaka bir parça et gelmelidir.

Akşam olup, erkekler avdan gelince sofralar kurulur. Yufka, yayık ayranı eşliğinde etli bulgur pilavları yenir. Ardından da uhut tatlıları yenir. Yemekten sonra erkekler ayrı oda, kadınlar ayrı odada toplanıp, eğlenirler.

Erkeklerin muhabbetlerine eşlik eden en sevdikleri ve en fazla oynadıkları oyun, ceviz oyunu (Yüzük oyunu) dur. Bu oyun için içi boşaltılmış 8 yarım ceviz kabuğu, yada 8 adet kahve fincanı, 1 adet yüzük.

Odada bulunan erkekler sayılarına göre 2 guruba ayrılır. Yazı-tura atılarak ilk önce yüzük saklamaya hangi gurubun başlayacağı belirlenir. Yazı-turayı kazanan gurup yüzük saklamaya başlar. Bir tepsiye 8 fincan ters çevrilir. Yüzük bu fincanlardan birinin altına saklanır. Yüzüğü saklayan kişi yüzünü kapatır. Guruplarda bu oyunda o kadar uzmanlaşmış kişiler vardır ki; Yüzüğü saklayan kişinin tavırlarından, mimiklerinden , yüzüğün hangi fincanın altında olduğunu tahmin edebilirler. İlk açılan fincanda yüzük bulunursa saklama sırası karşı guruba geçer.

İkinci fincanda bulunursa; İşte en moral bozucu durum budur. Bunun adı dimyattır. Saklayan guruba 12 sayı yazılır.

Bu günümüzde oynanan basketbol maçlarında smaçla basket yapmak gibidir. Karşı gurubun motivasyonunu bozar. İkinci fincanda bulunursa 7 sayı, üçüncü fincanda bulunursa 6 sayı derken fincan azaldıkça alınan sayıda azalırdı. Eğer yüzük son iki fincana kadar bulunmazsa, son iki fincanda taktikler devreye girerdi. Bu yüzüğü kim sakladıysa, onun daha önceki saklama metotları bir bir tartışılır, sonunda hangi fincanda olabileceği konusunda karar verilirdi.

Artık burada amaç yüzüğü son fincanda bulmaktı. Sondan bir önceki fincanda bulunursa yüzük bunun adı kazı kazıydı ve iki sayıydı. Bu da motivasyon bozucu bir durumdu. Bu oyun guruplardan biri 155 sayısını bulana kadar devam ederdi.

Bu oyun o kadar fazla iddialı, o kadar fazla heyecanlı oynanırdıki; Bazı taraftarlar heyecandan fincanların dizili olduğu tepsiye bakamaz, ya sırtını döner, yada yüzünü kapatırdı. Oyunu kazanan gurup, karşı guruba takılır, kızdırırdı. Oyunu kaybeden gurup, bir sonraki akşam oynanacak oyuna bileylenirlerdi.

Kaybeden gurup başta kararlaştırılan eğlencelikleri aralarında para toplayarak alırlardı. Bu bazen bir kutu bisküvi, 1 sandık lokum şekeri, yada 4-5 kilo fıstık olurdu. O yıllarda bisküvi 3-4 kiloluk kutularda, lokum şekerleri de 2-4 kiloluk tahta sandıklarda satılırdı.

Bu eğlencelikler gurupların bir birlerine takılmaları ve gülüşmeleri eşliğinde yenilirdi. Buna ERFANA denir. Bu erfana adeti günümüzde biraz değişse de sürdürülüyor. Etli pilav tavşan etiyle değil, tavuk etiyle pişiriliyor.

Artık erfana toplantıları odalarda değil, köy kahvesinde yapılıyor. Bu erfana toplantıları kış günlerinde belirli aralıklarla hala sürdürülüyor. – Erfana – Bilecik Dostları Haber – İsmail Çınar

LİNKErfana
İLGİLİ MAKALELER
spot_img

EN POPÜLER

Son Yorumlar