10.7 C
Bilecik
24 Eylül 2021

Çilli Çocuk

Çilli Çocuk; 1970 yılıydı, çilli köyündeki ilk okulu bitirmiş, Gölpazarı’nda ki orta okula başlamıştı. Çilli çocuk Gölpazarı’nda oturan amcasıgillerin yanında kalıyordu.

Amcası çok sert bir adamdı. Çilli amcasından çok korkardı. Amcası ne kadar sertse, amcasının eşi Muhsine yengesi bir o kadar yumuşak, güler yüzlü , anaç bir kadındı. Çilli çocuğu kendi çocuklarından ayırmaz, ona annesini aratmaz sarıp, sarmalardı.

Çilli çocuğun sarı olan saçlarının alnına dökülen kısımları yazın sıcağında neredeyse açılan rengi beyaza dönerdi. Yine yazın sıcak günlerinde yüzündeki, özellikle burnunun çevresindeki ve alnındaki çiller iyice belirginleşirdi. Ona arkadaşları çilli diye takılırlardı.

Çilli sınıfın en kısa boyluların dandı. Sınıfta 15-17 yaşlarında bıyıkları terlemiş gençler vardı. Çilli ilk okula bir yılda erken başladığından sınıfın en küçüklerin dendi. Kısa boyuna, birde zayıf, çelimsiz vücudu eşlik ettiğinden dahada ufalıyordu. Sınıfta hemen kızların arkasındaki sırada oturuyordu.

O yıllarda ön sıralara kızlar oturur, kızların arkasına ise erkekler boy sıralarına göre otururlardı. Çilli o yıl Gölpazarı’nda yeni kurulan polis karakolunun komiseri Nihat Narçın’ın oğlu Taner’le oturuyorlardı. O yıllarda Cumartesi günleri öğleye kadar ders yapılır, hafta sonu tatili 1.5 gün olurdu.

Çilli çocuk Cumartesi günlerinin gelmesini dört gözle beklerdi. Cuma günleri öğle olup okul tatil olunca eve gidip yemek yemeyi zaman kaybı sayar, köyüne gitmek için yola düşerdi.

Ailesinin oturduğu Karaahmetler köyü Taraklı yolu üzerinde ilçeye 15 kilometre mesafedeydi. Taraklı yolu üzerindeki köylerden olan çocuklar hep birlikte yola çıkarlardı. Yolda önce Çımışkılılar, daha sonra Sürmeli ve Arıcaklarlılar, daha sonrada sırasıyla Doğancılarlılar, Çiftlikliler ve Derelililer ayrılırlar.

Çiftlikten sonra çilli yola tek başına devam ederdi. O yıllarda vasıtalar yok denecek kadar az olduğundan 15 km. yolda hiç bir araç rast gelmez, o çocuğa göre uzun yolu sonuna kadar yürüyerek gitmek zorunda kalırdı.

ÇilliDereli’yi geçince anne, baba, dede, nine, kardeş özlemi iyice artar koşmaya başlar, koştukça hızını artırır, köye kan ter içerisinde girerdi. Köye yaklaştıkça köyün köpeklerinin havlama sesini bile duymak onu mutlu eder, heyecanlandırırdı. Biraz daha sevdikleriyle kalmak için Pazar akşamı dönmez, Pazartesi sabahı ilçeye dönerdi.

Yine bir hafta sonu köyüne gelmiş, pazar günü gecesi de köyünde kalmış, pazartesi sabahı dönmeye karar vermişti. Pazartesi sabahı annesinin telaşlı sesiyle uyandı çilli. Annesi kalk çocuğum , geç kalmışız diyordu.

Aralık ayıydı, hava iyice soğumuştu. Çilli saatine baktı, saat sabah 6’yı gösteriyordu. Birinci ders saat 8’de başlıyordu. Köyden ilçeye normal yürüyüşle 3 saatte ulaşılabilirdi. Hemen çabucak giyindi.

Annesinin eline tutuşturduğu bir dilim ekmekle, bir parça peyniri ısırarak, koşmaya başladı. Her taraf karanlıktı daha. Daha sabah ezanının okunmasına bir saat vardı. Kestirme yollardan gitmeli, yolu kısaltmalıydı. Çamlıkların içerisinde koşmaya başladı.

Ormanların içinde kurt ulumalarını, baykuş ve çoban aldatan kuşu seslerini duydukça korkudan ürperiyor, dahada hızlı koşuyordu. Taraklı- Gölpazarı şosesine ulaşınca biraz korkuları azaldı. Durmadan koşuyordu.

Dereli köyüne yaklaştıkça yeniden korkuları artmaya başladı. Çünkü Dereli köyünde Kara çobanların beş yüzün üzerinde kara keçilerden oluşan davar sürüleri vardı. Tabi bu davara eşlik eden 5-6 tane dev boyutlarda çoban köpekleri. Bu köpeklerin boyunlarında kocaman sivri demir boyunluklar vardı. Uzaktan davarın çan ve dömbek seslerini duyunca korkusu iyice artmaya başladı.

Korka korka biraz daha yol alınca davarın karşıdaki dağa doğru gittiğini görünce biraz rahatladı, yeniden koşmaya başladı. Tam o sırada karşıdan çoban köpekleri havlayarak çilli çocuğa doğru hışımla atıldılar. Çilli korkudan yüreğini ağzında hissediyordu. Gözüne yolun kıyısında bir kiraz ağacı ilişti. Hızla kiraza doğru koştu. Kiraza tırmandı, ilk dalın üzerine ulaştığında, köpeklerde hep bir ağızdan harlayarak ağacın dibine ulaşmışlardı.

Çilli üst dallara kadar tırmandı. Daha sonra ağacın gövdesine sıkı sıkı sarıldı. Köpekler biraz daha havladıktan sonra ağacın dibine yattılar. Çilli kiraza tırmanırken , kirazın dibindeki böğürtlen çalısının kurumuş dikenleri; Ellerini, bacaklarını çizmiş, çizilen yerler kanıyordu. Zaman geçtikçe soğuğunda etkisiyle çizilen yerler sızım sızım sızlamaya başladı.

Köpekler ağacın dibinde yatıyor, bir türlü gitmiyorlardı. Acının ve soğuğun etkisiyle çilli çocuğun elleri ve ayakları uyuşmaya başlamış, uyuşukluktan uykusu gelmeye başlamıştı. Bir ara içi geçti, kolları gevşedi. Kendine gelen çilli korkuyla yeniden ağacın gövdesine daha sıkı sarıldı. O sarılma anında kırılan bir dalın budağı çilli çocuğun boynuna battı. Çilli çocuğun boynu kanıyordu bu defa.

Hemen ağacın dibine baktı, köpekler yoktu. Karşı ki bayıra baktığında 5 çoban köpeği peş peşe tepeyi aşmak üzereydiler. Köpekler tepeyi aştıktan sonra beş dakika kadar daha korkudan yere inemedi.

Çilli Çocuk Cesaretini toplayınca ağaçtan inerek yeniden Gölpazarı’na doğru koşmaya başladı. Koşuyor, koşuyor, koşuyordu. Artık ne acılarını, nede soğuğu hissediyordu. Okula geldiğinde saat 8.15 olmuştu. Sınıfa nefes nefese daldı.

Pazartesi günleri birinci ders Türkçe’ydi. Türkçe dersinin öğretmeni okul müdürü Vehbi Edipoğlu’ydu.

Müdür yüzü gülmez, çok sert mizaçlı bir adamdı. Nefes nefese çilli çocuğu karşısında gören müdür; O ha oğlum, nereye, ahıramı giriyorsun. Çık, kapıyı çal yeniden gir dedi. Çilli dışarı çıktı, kapıyı çaldı. Müdürün gir sesiyle içeri girdi.

Sınıfta yazılı sınav vardı. Müdür Vehbi yazılı sınavları habersiz yapardı. Yine baskın sınav yapmıştı işte. Sınav başlayalı 20 dakika olmuştu. Müdür geç kaldın, yetiştiremezsin, dışarı çık dedi. Çilli ağlamaklı bir sesle, yalvaran gözlerle; İzin verin sınava gireyim öğretmenim, yetiştirebilirim dedi.

Sert müdür kürsüde iyice irileşmiş, devleşmişti adeta. Çilli çocuksa korkudan iyice küçülmüş, nokta kadarcık kalmıştı. Çilli çocuğa önce sıra arkadaşı Taner, sonra ön sırada oturan kızlar Gönül ve Nilüfer destek oldular, daha sonra bunlara Ruhşen, Hatice, Halil ve Abdullah katıldılar, daha sonra birbirinden destek alan bütün sınıf hep bir ağızdan, izin verin öğretmenim dediler.

Bunun üzerine müdür biraz yumuşadı. Tamam seni sınava alacağım ama 5 dakikadan fazla ek süre vermem dedi. Ön sıradaki Gönül; Öğretmenim sizdeki soruları verin, soruları yazmak için vakit kaybetmesin, hemen cevapları yazsın dedi. Müdür sert sesiyle siz çetemi kurdunuz diye gürlese de soruları çilli çocuğa uzattı.

Çilli çocuğun yazılı kağıdı da yoktu. Ön sıradaki Nilüfer 2 çizgili parşömen kağıt uzattı. Çilli soruları gözden geçirdi hızla. Kendine göre soruları cevaplarının kısalığına göre sıraladı. Önce 2. soru, sonra 4. soru, sonra 5. soru, daha sonra da 3. soruyu cevaplamıştı ki zil çaldı. En sona uzun paragraf sorusu olan birinci soru kalmıştı. Birinci sorunun cevabının yarısına gelmiştiki; Müdür ek 5 dakika geçti dedi, kağıdı çekip, aldı.

Arkadaşlarının en az yarısı çilli çocuğa destek amaçlı sıralarında oturuyorlardı. Daha sonra müdür arkadaşınızı çeşmeye götürün elini yüzünü yıkasın dedi. Taner ile Halil çilli çocuğun kollarına girip, bahçedeki çeşmeye götürdüler.

Çilli kolları, boynu ve bacaklarındaki kuruyan kanları yıkadıkça buz gibi soğuk suyunda etkisiyle sızıları yeniden azmaya başladı. Çeşmeden ayrılınca Çilli çocuğun başı döndü , sendeledi, tam düşecekken Taner ile Halil yakaladılar. Yeniden kollarına girerek kantinin önüne götürerek Çilli çocuğa sarı elvan gazozu ile leblebi aldılar.

Gazoz içerek leblebileri yiyen Çilli kendine geldi, gülmeye başladı. Onun güldüğünü gören arkadaşları da gülmeye başladılar. Hep bir ağızdan kahkahayla gülüyorlardı. Bu durumu gören nöbetçi öğretmen , matematik öğretmeni Hüseyin Bölükbaşı, işaretle evladım siz tırlattınız mı dedi.

Hikayeyi dinleyince; Çilli çocuğun yanaklarından sıktı, öptü. Çilli çocuk orta okul yılları boyunca en fazla matematik dersini sevdi, en fazla da matematik öğretmeni Hüseyin Bölükbaşı’yı sevdi. Bilecik Dostları Haber – Saygılarımla İsmail Çınar

İLGİLİ HABERLER

POPÜLER HABERLER

Yorumlar